Süngü Dergisi - 5. Sayı

Süngü Dergisi - 5. Sayı kapağı
Künye
Yayımlayan
Cumhuriyet ve Birlik Hareketi
Tür
Süngü Dergisi
Sayı
5. sayı
Konular
Kültür · Milliyetçilik · Üretkenlik
Sayfa
14
Biçim
PDF, 3,3 MB

Aşağıdaki metin, yayının PDF sürümünden sayfa sayfa aktarılmıştır; yazım ve ifadeler özgün yayındaki gibidir. Her sayfanın altında o sayfanın özgün görseli yer alır.

Sayfa 1 / 14

SÜNGÜ

Kültür & Milliyetçilik Üretkenlik

5. sayı

Bu sayfanın özgün görseliSüngü Dergisi - 5. Sayı, sayfa 1
Sayfa 2 / 14

Giriş

Milliyetçilik, günümüzde alelade basit ve sıradan bir ideoloji haline getirilmiştir. Bu durumun tek suçlusu MHP de değildir. Sorunun temelleri 10 Kasım 1938 gününe kadar dayandırılabilir.

Bıyık bırakmak, şöyle görünmek, şöyle görünmemek gibi kalıplar içine sıkışan milliyetçilik normal şartlarda kalıplara sıkışmaması gereken, hatta yeni kalıplar yaratması beklenen, Türkiye Cumhuriyeti’nin temelini oluşturan ideolojilerden birisidir.

Bu yazıda sorunların hepsini en baştan tekrar sıralamak ya da kendilerini milliyetçi olarak tanımlayan grupları tek tek eleştirmek gibi bir amacımız yok. Maksadımız, malum olan sorunları sayıklamak değil, yeni çözümler ortaya koymak. Bu yazımızda yalnızca milliyetçilikte üretkenlik ve kültür gibi konuların önemi üzerinde durmaya çalışacağız.

Bu sayfanın özgün görseliSüngü Dergisi - 5. Sayı, sayfa 2
Sayfa 3 / 14

Bilgi: sayfa sınırı sebebiyle birçok konu üzerinde detaylı durulmadan geçilmiştir. Derginin yayınlanmasından bir hafta sonra cbh.org.tr adresinde müstakil bir yayın ile kısaca değinilen meseleler detaylıca irdelenecektir.

Ne Milliyetçiliği?

Milliyetçilik elbette Türk milliyetçiliğidir.

Türk Kimdir?

“Türk’üm.” diyendir.

Genetikten ya da biyolojinin esas alınmasının gülünç bir durum olduğunu sayısız kez ifade ettik. Özellikle Anadolu gibi bir coğrafyada genetiği denkleme dahil etmek siyasi bir körlüktür.

“Baktık, ailemizin soyu bin yıldır buraya dayanıyormuş.” gibi cümlelerden biz şunu işitiyoruz;

“Ben ne kültürüme ne dilime ne benliğime bir şey katamıyorum. Hatta cumhuriyet bugün tehlikeye girdi, ve vazifeye atılacak kadar cesur bile değilim, ama bizim genetik biraz daha Türklüğe yakınmış.”

Nitekim her şeye rağmen genetik esas alınsa bile yıllar içerisinde genetiğin gittikçe karışması kaçınılmaz bir durumdur. Bu da devletin temelini oluşturan direklerden birisinin zamanla çürümesine göz yummak demektir. Osmanlı Devleti’nde bu durumun yaşanmasının yarattığı acılar hala tarih kitaplarında yazılıdır. Dolayısıyla Türklük kavramı genetiğin ötesinde bir kavram olmalıdır. Bir medeniyeti kemikler ayakta tutmayacağı gibi ilerletemez de. Dolayısıyla dil, kültür ve his birliği gibi kavramlar üzerinde durulmalıdır. Aksi takdirde üzerinde durulan biyolojik kavramlar çökebilir, değişebilir. Ek olarak dil, kültür ve hissiyat gibi kavramlar sonradan geliştirilebilir kavramlarken, genetik gibi kavramlar geliştirilip sonradan benimsenemez.

Bu sayfanın özgün görseliSüngü Dergisi - 5. Sayı, sayfa 3
Sayfa 4 / 14

Kültür ve dilin geliştirilebilir olması gibi büyük bir avantajı ne yazık ki değerlendirmiyoruz ve gün geçtikçe yabancı etkisine girişimizi izliyoruz. Ağzımızdan çıkan sözcüklerden dinlediğimize, dinlediğimizden gördüğümüze birçok şey maalesef artık yabancı kültürlerinin etkisi altında. Halbuki bizlere verilen vazifeye göre bırakın kültürümüzün zarar görmesini, elimizdeki potansiyeli değerlendirip bir güneş gibi parlatmamız gerekiyordu.

Asla şüphem yoktur ki, Türklüğün unutulmuş büyük medenî vasfı ve büyük medenî kabiliyeti, bundan sonraki inkişafı(gelişimi) ile, âtinin(geleceğin) yüksek medeniyet ufkunda yeni bir güneş gibi doğacaktır.ATATÜRK

Atatürk’ün bu sözleri Ankara’da yankılanalı tam 92 sene oluyor. Ama bugün Ankara’da ve yurdun çeşitli yerlerinde müstehcen sözleri olan şarkıların yankılarını duyuyoruz...

Burada bu şarkıları yapanların ve dinleyenleri azarlamak gibi bir şey yapmak yerine başka bir açıdan bakmaya çalışacağız.

Eğer kendi kültürünüze ait olanlardan çok başka kültürlerin etkisini kendi ülkemizde görüyorsak, dönüp yabancı kültürden etkilenenleri azarlamak yerine kendi kültürümüze dönüp eleştirel olarak bakmak daha faydalı olacaktır. Çünkü bu tarz işler baskıyla olacak işler değildir. Kendi kültürümüz tercih edilmiyorsa, edilene kadar onu geliştirmek daha akla yatkındır.

"Milli kültürümüzü muasır medeniyet seviyesinin üstüne çıkaracağız."ATATÜRK
Bu sayfanın özgün görseliSüngü Dergisi - 5. Sayı, sayfa 4
Sayfa 5 / 14

Kültür gelişimi hakkında çalışmaların günümüzde Kültür Bakanlığı tarafından yapılmasını beklemek çok da mantıklı olmayacaktır. Ancak bunun gerekliliği de su götürmez bir gerçektir. O halde bunu gerçekten milliyetçi olan kişi ve grupların yapması gerekmektedir. Ancak bugün bu tarz çalışmalar ne yazık ki duyulmuyor duyulsa da toplum tarafından önemsenmiyor.

Kültür hakkında çalışmalar yapan kişi ve gruplar genelde ayrı ayrı bu çalışmaları yürütüp günün sonunda duyulmadıkları için ya da artık devam etmek istemedikleri için maalesef sönüyorlar.

Onca emek vermelerine rağmen toplumda milliyetçi denildiği zaman akla bu insanlar değil, kürsülerde üç dört cümle nutuk atan siyasiler geliyor. Burada toplumu ya da siyasileri suçlayıp kenara çekilmek yine bizim yapabileceğimiz bir şey değildir.

Ben, bu kadar yıllık yüksek öğrenim gördükten, sosyal ve uygar hayatı inceledikten sonra neden halk seviyesine ineyim? Onları kendi seviyeme çıkarırım. Ben onlar gibi değil, onlar benim gibi olsunlar.ATATÜRK

Bugün günümüzdeki bu sıkıntılı tabloya bakıp küsmek en kolayıdır. Esas olan bu tabloya rağmen çalışmak ve kurucu önder Atatürk’ün de dediği gibi halkımızın seviyesini yükseltmektir. Bu elbette takdir edersiniz ki sanıldığı kadar kolay bir iş de değildir.

Bu sayfanın özgün görseliSüngü Dergisi - 5. Sayı, sayfa 5
Sayfa 6 / 14

Kültürle alakalı yapılacak işler geçmişin tekrarı şeklinde olursa başarıya ulaşmayacaktır. Dolayısıyla yeni bir yaklaşımla çalışmalar yapma ihtiyacı vardır.

Halihazırda kültürümüze ait olan öğeler ısıtılıp ısıtılıp vatandaşın önüne konulmamalıdır. Bu yapıldığı zaman doğal olarak vatandaş, farkında olmadan kendi kültürü yerine yabancı kültürleri tercih edebilir. Çünkü milli olması cazip olduğu anlamına gelmez. Kültür öğeleri birbiri ile harmanlanmalı gerekirse yeni öğeler halihazırda olan öğeler dikkate alarak üretilmelidir. Yani kültür denilince insanın aklına sadece bağlama, saz, kurt gibi öğeler gelmemeli. Bunun için de inatla ve ısrarla üretmek lazımdır. Bu üretim süreci elbette bir anda harika işler yaparak başlamayabilir. Ancak istikrarlı olunursa günün sonunda büyük işler başarılabilir. Devamlı dikkat çektiğimiz bir hususu tekrar hatırlatmak istiyoruz. Bugün yaşadığımız siyasi sorunların birçoğunu cehaletten yaşıyoruz. Kendi kültürümüzü bilmeyip geliştirmeyişimiz de cehaletin bir parçasıdır. Kendi kültürünü bilmemek, cehalet ile birleştiği zaman başkalarının kültürünü din zannetmeye kadar gidebilir.

Buna ek olarak dil de kültür kavramının içinde değerlendirilmeli ve dilimiz için de yeni sözcükler türetilmelidir. Örneğin “Online” kavramı yerine birileri zamanında “Çevrim içi” kavramını üretmiş. Ama bugün kimse “Podcast” sözcüğü için yerini alabilecek bir sözcük türetmemiş. Bunlar üzerine de çalışmalar yapmak lazımdır.

Bu sayfanın özgün görseliSüngü Dergisi - 5. Sayı, sayfa 6
Sayfa 7 / 14

Dil konusuna ek olarak da tarihi meseleler de irdelenmelidir. Örneğin geçenlerde hazırlamış olduğumuz “Laiklik Millidir” başlıklı paylaşım bu konuda bir örnek olarak gösterilebilir.

Bu konular hobi olarak ya da alakalı kişilerin boş vakitlerinde bakacağı meseleler de değildir. Dil tarih kültür gibi alanlar birer cephedir ve günümüzde bu cephelerden fazlaca zayiat verilmektedir. Örneğin

“Türkler aslında 1071'den önce Anadolu’da yoktu.” cümlesi siperlerimize atılmış bir bombadır.

“Cumhuriyet, Şeyh Said gibilerine zulmetti.” cümlesi siperlerimize atılmış bir kurşundur.

“Yoğurt aslında Yunanistan’ın milli yiyeceğidir.” cümlesi siperlerimize atılmış bir kimyasal silahtır.

Normalde bu cephelerde cumhuriyet döneminden itibaren askerler ve savaşması için kurumlar yetiştirilmişti. Türk Tarih Kurumu, Türk Dil Kurumu gibi kurumlar ne yazık ki bugün cepheyi terk etmiş durumda. Düşünün, günümüzde Atatürk için atılan iftiralar bu kadar artmışken TTK’dan ya da Kültür Bakanlığı’ndan vb. hiçbir güçlü yanıt gördünüz mü?

O halde şunu rahatlıkla diyebiliriz, bu cepheler boş bırakılmıştır ve buraların bizlerce savunulması gerekmektedir. Gerçek milliyetçilik budur. İnsanları görünümleri itibariyle belli kategorilere koyup aşağılamak ya da kürsülerde çığlık atmak değil. Bizler tabir yerindeyse şimdiden bu cepheye mühimmat üretip taşımaya çalışıyoruz. Laiklik hakkındaki paylaşılan malumatlar bunun bir parçası ve elbette devamı ve benzerleri daha da kapsamlı olarak hazırlanacak.

Bu sayfanın özgün görseliSüngü Dergisi - 5. Sayı, sayfa 7
Sayfa 8 / 14

Bazı diğer çalışmalarımızı da sizlere göstermek istiyoruz. Bunları Cumhuriyet ve Birlik Hareketi’nin çeşitli üyeleri kendi imkanlarınca yaratmıştır.

Anıtkabir’in önünde uzanan bir kaplan. Yağlıboya çizimi.

Görselin yapımında Photoshop tarzı programlardan da faydalanılmıştır. Çizim yeteneğimizin el vermediği kısımlar bilgisayar ile oluşturulmuştur.

Bu sayfanın özgün görseliSüngü Dergisi - 5. Sayı, sayfa 8
Sayfa 9 / 14

Süngü Dergisi’ni 4. sayısının kapak görseli.

Elinde ABD bayrağı tutan bir YPG’li teröristin Türk süngüsü ile yakalanması.

Bu sayfanın özgün görseliSüngü Dergisi - 5. Sayı, sayfa 9
Sayfa 10 / 14

Cumhuriyet ve Birlik Hareketi’nin simgesi anıtlaştırılmış.

Halihazırda Kuzey Kore’de bulunan bir anıtın bilgisayar ortamında yeniden düzenlenmesi ile oluşturulmuştur. Baştan yaratılmış bir görsel değildir. Elbette başka kültürlerden örnekler alınabilir ama esas alınamaz. Özgün olmak esas olmalıdır. Bu görsel kültürel temeller atılana kadar ortaya örnek konulabilmesi için oluşturulmuştur. Başka bir anlam da taşımamaktadır.

Bu sayfanın özgün görseliSüngü Dergisi - 5. Sayı, sayfa 10
Sayfa 11 / 14

Görselde emperyalist devletlerin bazı uşakları Anadolu’dan kovuluyor. Ancak ‘hukuki’ sebeplerden dolayı sansürlememiz gerekti.

Kovulanlar arkalarında gerçek bayraklarını bırakarak ardına bakmadan koşuyor.

Onların ellerini öpmeye bayılırlar.

Bu sayfanın özgün görseliSüngü Dergisi - 5. Sayı, sayfa 11
Sayfa 12 / 14

EŞBAŞKAN

ABD’nin sembollerinden birisi olan Özgürlük Heykeli’nin tuttuğu şey normalde bir meşaledir. Ancak bu görselde AKP’nin simgesi olan ampul ile değiştirilmiştir. Yine Özgürlük Heykeli’nin giydiği taç ile AKP simgesinin ampulünün saçtığı ışıklar iç içe geçirilmiştir. Çünkü AKP, bir BOP projesidir.

Bu sayfanın özgün görseliSüngü Dergisi - 5. Sayı, sayfa 12
Sayfa 13 / 14

Aynı zamanda bazı Türk Silahlı Kuvvetleri marşlarını da bilgisayar ortamında baştan icra ettirdik.

Bu icraların yanı sıra görsellerin incelenebileceği online bir müze kodladık. Şu an hala tamamlanmış değil ancak inceleyebilirsiniz.

www.kultur.cbh.org.tr

sayfada halen açıklar var ve girerseniz yavaş çalışması muhtemel.

Bu sayfanın özgün görseliSüngü Dergisi - 5. Sayı, sayfa 13
Sayfa 14 / 14

Bu çalışmaları ufak bir ekibin yapması sebebiyle çok iddialı değiliz. Ancak zaman içerisinde daha fazla ve daha kaliteli öğeler üretmeyi hedefliyoruz.

ANADOLU PARSI

SOYU TEHKLIKEDE

Metinde geçen konuların daha detaylı irdelenmiş hali yakında cbh.org.tr sitesinden paylaşılacaktır.

Bu sayfanın özgün görseliSüngü Dergisi - 5. Sayı, sayfa 14