- Yayımlayan
- Cumhuriyet ve Birlik Hareketi
- Tür
- Süngü Dergisi
- Sayı
- 4. sayı
- Tarih
- Mayıs 2025
- Konular
- MİLLİYETÇİLİK · BARIŞ SÜRECİ
- Sayfa
- 17
- Biçim
- PDF, 1,6 MB
Aşağıdaki metin, yayının PDF sürümünden sayfa sayfa aktarılmıştır; yazım ve ifadeler özgün yayındaki gibidir. Her sayfanın altında o sayfanın özgün görseli yer alır.
SÜNGÜ
Konular
- MİLLİYETÇİLİK
- BARIŞ SÜRECİ
4. Sayı
Mayıs 2025
Bu sayfanın özgün görseli

Giriş
Süngü Dergisi’nin bu sayısında iki konu ele alınacak. Başlangıçta milliyetçilik konusundaki görüşlerimizi gerekçeli bir şekilde aktaracağız. Ardından sözde Kürt özde terör meselesi işlenecek.
Milliyetçilik konusunda izlediğimiz çizgi elbette Atatürk’ün çizgisidir.
“Ne Mutlu Türk’üm Diyene!”
Türklük asla ama asla kaşa göze, kafatasına DNA’ya indirgenemez. Uygarlık kafatasından değil onun içerisinden doğar.
Türklük genlere sığamayacak kadar büyüktür.
Bu sayfanın özgün görseli

kemikler it için
keramet kemikte değil.
“Bağımsızlık benim karakterimdir.” denilerek bu coğrafyada kurulan bir Türk Devleti, Orta Asya’daki Türk Devletleri’nden daha düşkünse bağımsızlığına; keramet kemikte değildir karakterdedir. Öyle ki kemik ve kan yaklaşık seksen yıllık bir ömre sahipken, kültür ve karakter onu suladığınız müddetçe genç ve diridir.
Bu sayfanın özgün görseli

Az önce bahsedilen karakter ve kültür, uygarlık ağacının tohumudur. Bu tohum diğer tohumların aksine suyla değil çalışkanlıkla, özveriyle ve bazen de kanla sulanır. Yeterince beslenen tohumlar büyür ve uygarlık, diğer bir adıyla da medeniyet ağacına dönüşür.
Uygarlığın başka bir gereksinimi de akılcı olmaktır. Bugün bilim ve akıl kanıtlamıştır ki biyolojik ırk üstünlük sağlamamaktadır.
Ancak bu şekilde ağacımız sağlıklı bir şekilde büyüyebilir. Bizim ağacımız büyüktür de. Bir dalında halk ozanları başka bir dalında türküleri bir dalında askeri marşları bir dalında tarihi vardır. Binlerce dalları olan bu ulu ağaç büyümeye devam edecektir. Yeter ki biz çabamız ve yorulmaz çalışkanlığımız ile sulamaya devam edelim.
Bu sayfanın özgün görseli

İlk sayfada da bahsettiğimiz gibi, bu ağaç bazen çalışkanlıkla bazen kanla sulanır. Eğer yeterince çalışkanlıkla sulanmazsa ağaç hasta olur. Hastalık bazen öyle bir duruma gelir ki çalışkanlıkla beraber kanla sulama ihtiyacı hissedilir. Kan da yetişmezse artık ağaç çürümeye başlar. Tarih sahnesinde bir çok ağaç bu şekilde heba olup gitmiştir.
Bakmayın yaprakların hafif kuruduğuna. Daha verecek çok emeğimiz, gerekirse vereceğimiz çok kan var.
ÖZVERİ: Bir amaç uğruna veya gerçekleştirilmesi istenen herhangi bir şey için kendi çıkarlarından vazgeçmek.(Türk Dil Kurumu)
Türk’ün uygarlık ağacı için kandan da besleyici olan yegane şey, çalışkanlık ve özveridir.
O halde özverili olacağız.
Bu sayfanın özgün görseli

Bu çınarda bir meyvesi, bir çiçeği, bir emeği ya da kanı olmayan acizler, atalarının kanlarıyla ve emekleriyle övünürler.
Tüm bunlara ek olarak, ‘Türkiye Cumhuriyeti ilelebet payidar olacaktır.’ ve payidar kalabilmesi için cumhuriyetin çürümez temellere oturtulması gerekmektedir.
Ancak Anadolu’da Türk ırkının ya da başka herhangi bir ırkın bozulmaksızın sonsuza kalabilmesi mümkün değildir. Şuan bunu mümkün olarak varsaysak bile, karışım kaçınılmaz ve geri alınamazdır. Dolayısıyla gelecek nesiller için büyük bir ihanettir ırkçılık.
Bu sayfanın özgün görseli

Bir utanç...
Öyle günlerdeyiz ki, bu ulu çınarı beslemesi gerekirken zehirleyenler, çınarı ekenlerin mezarlarında kepazelik edenler, meyvelerini kötüleyenler, ağacın dibine pisleyenler bizlerden iyi makam ve konumlarda. Bu yadigar çınarı kim kurtaracak diye birbirinin gözlerine bakan insanlar...
Namık Kemal’in
"Vatanın bağrına düşman dayamış hançerini;
Yok mudur kurtaracak baht-ı kara mâderini?"
sözüne karşılık olarak;
“Vatanın bağrına düşman dayasın hançerini.
Bulunur kurtaracak bahtı kara maderini.”
diyebilecek insanlarımız yok.
Bu sayfanın özgün görseli

Şehit Gaffar Okkan
BUNLAR CASUS. HİZBULLAH BİR DÜNYA OYUNU. DÜNYANIN OYUNUNU DİYARBAKIR'DAN BOZARIZ. UĞUR MUMCU'NUN, AHMET TANER KIŞLALI'NIN KATİLLERİ BUNLAR. ONLARIN KATİLLERİNE ULAŞMAK İSTİYORUM, TEK HEDEFİM BU.Gaffar Okkan
Terör sorunu daha önce çözülmüş bir sorundu.
Ta ki 24 Ocak 2001 tarihinde kadar.
Sadece teoride değil, pratikte de sorunun çözümünü gösteren Gaffar Okkan katledildi.
Elimizde böyle bir örnek varken çözümü birkaç teröristin kirli ellerinde aramak, en hafif tabiriyle vatana ihanettir.
Terörle masaya oturmak affı mümkün olmayan bir akıl tutulmasıdır.
Bu sayfanın özgün görseli

“3310'dan tüm birimlere, ben Ali Gaffar Okkan. Bu size ilk ve son uyarımdır. Diyarbakır halkına eziyet edeni yakarım!”
Nasıl Birisiydi?
Gaffar Okkan, Diyarbakır’a atandığında alışılmış devlet temsilcilerinden çok farklı bir profil çizdi. Halkla arasına mesafe koymak yerine onlarla yan yana durmayı seçti. Sokakta yürüdü, esnafla sohbet etti, çocuklara selam verdi.
Onun bu samimi ve içten tavırları, Diyarbakır’da yıllardır birikmiş güvensizlik duvarlarını sarsmaya başladı. Devleti temsil etti ama baskıcı ve ezici bir otoriteyle değil.
Onun izlediği yol bu yazıya sığmayacaktır dolayısıyla herkesin kendisinin yaşamını okuması, en azından yapılmış belgeselleri izlemesi vatandaşlık sorumluluğudur.
Bu sayfanın özgün görseli

Gaffar Okkan’ın izlediği politikaların bir sonucu olarak terör sorunu çözülmüştü.
Diyarbakır’da cenazesine 25.000 kişinin katılması sorunun çözüldüğünün tescil belgesi olarak kabul edilebilir.
Bugün Terör yandaşlığı ile gündeme gelen Diyarbakırspor, Gaffar Okkan adına beste bile yapmıştı.
Diyarbakırspor oyuncuları Gaffar Okkan’a asker selamı veriyordu. Daha ötesi ne olabilir?
Bugün bu günlerde çıkıp Gaffar Okkan’ı hatırlatmayan kimse samimi olarak bu sorunu çözmek istemiyordur.
Bu sayfanın özgün görseli

Diyarbakırspor’lu bir futbolcu Gaffar Okkan’a asker selamı veriyor.
Gaffar Okkan ve Diyarbakırspor’lu bir oyuncu.
Gaffar Okkan pankartları açılıyor.
Bu sayfanın özgün görseli

Görseldeki insanların çocukları ABD’nin uzattığı ‘kürdistan’ şekerine mi kandı? Eğri oturup doğru konuşalım, sadece Kürtler mi suçlu bu şekere kanmakla?
Bölücü, PKK sempatizanı ayırt etmeksizin tüm Kürtlere hitaben ‘K*rt’ diye ifadeler kullananlar masum mu? Yurttaşlığa, vatandaşlığa inanmış Kürt vatandaşları PKK’ya ve teröre yönlendirmek bölücülük değil mi?
Anlaşılsın diye başka bir şekilde de anlatalım. Osmanlı’nın son dönemlerinde Ermeni kökenli insanları Ruslar iç işlerimize karışmak için bir aparat olarak kullandı. Aynı şekilde Rumlar da kullanıldı diğer azınlıklar gibi. Lakin Kürtleri bu açıdan kullanamadılar. Bu tarihi belgelerle de sabit. Bu konuya önceki bazı yazılarımızda değinmiştik, gelecekte çok daha kapsamlı bir şekilde bunları ortaya koyacağız. Şimdilik bir örnek olması açısından bir Ermeni’nin aklındaki planı nasıl anlattığına bakalım;
“Türkleri ve Kürtleri öldürmek, köylerini ateşe vermek ve ardından dağlara kaçmak için fırsat kollayacaklarını, öfkelenen Müslümanlar daha sonra ayağa kalkacak ve savunmasız Ermenilerin üzerine çullanarak onları öyle bir vahşetle katledecekler ki, Rusya insanlık ve Hristiyanlık medeniyeti adına müdahale ederek duruma el koyacak."(William L. Langer, The Diplomacy of Imperialism, S. 157-158.)
Bu sayfanın özgün görseli

O yüzdendir ki Kürtler her zaman için vatandaş ve yurttaş olarak görüldü. Evet belki Çanakkale’de bir çok kişinin iddia ettiği gibi çoğunluk değillerdi. Ancak bizim de tek savaşımız Çanakkale değildi. Sadece bir savaşa odaklanıp ‘bakın burada Kürtler yokmuş.’ demek tarih metodolojisine de mantığa da aykırıdır.
“Kürtler bizim öz kardeşimizdir. Onlarla aramızda din, kültür ve kader birliği vardır. Türkiye Cumhuriyeti sınırları içinde Kürtler de Türkler gibi eşit yurttaşlardır.”Mustafa Kemal Atatürk
Bazı insanların sandığının aksine Şeyh Said gibi arsızlar da Kürtlük yahut İslamiyet adına ayaklanmamıştır. Hatta yine bizim insanlarımız bu isyanları bastırmıştır. Bu isyanlar tamamıyla yurtdışından körüklenmiş hareketlerdir. Bunların her biri de belgeler ile sabittir. Hatta bebek katili ‘apo’ da bunları kendisi ifade etti.
Devletin belgeleri dediğimizi doğruluyor, bölücü başı Öcalan dediğimizi doğruluyor, birincil kaynaklar dediğimizi doğruluyor.
Bu sayfanın özgün görseli

“İsyanların arkasında Sultan Vahdettin ve İngilizler vardı. İngilizler kendi politikaları için Şeyh Said’i kullanarak Musul ve Kerkük’ü aldılar.
Mustafa Kemal, Musul ve Kerkük’ü vermek istemiyordu ama İngilizlerin oyunları nedeniyle (bunlardan en etkilisi Şeyh Said İsyanı’dır) vermek zorunda kaldı.”Abdullah Öcalan
Hatta öyle ki Şeyh Said isyanı sırasında yerli halkın büyük bir çoğunluğu Said’e karşı koymuştu.
Bir yandan Elazığ'ı işgal eden asilere karşı askerî tedbirler alınırken, diğer yandan asilerin yağmacılığı ve çapulculuğuna karşı cephe alan halk, silaha sarılmış ve giriştiği savaşma sonunda 26 Şubat'ta asi Kürtleri şehri boşaltmaya mecbur etmişlerdi. Firar eden asilerin büyük bir kısmı Palu doğrultusunda çekilmişlerdi. Palu'ya gelen Şeyh Şerif, tekrar Elazığ'a yürümek istemişse de, Pertek yönlerinde, Doğu Dersim ve Mazkirt'ten gönderilen gönüllü aşiret kolları ile yaptığı çarpışmada fazla zayiat vererek Bulanık köyüne çekilmeye mecbur olmuştu.GENELKURMAY BELGELERİNDE 'KÜRT İSYANLARI', s. 150.
Bu sayfanın özgün görseli

Kaderlerini yayılmacı devletlerle birlikte gören toplumlar, onur ve şereflerini ebediyen ipotek ederler.
Hele ki bu yayılmacı devletlerden birisi İsrail diğeri de ABD ise onursuzluk tescillenmiş demektir.
Bu onursuz kesimle, yani kendini Kürt olarak tanımlayan ancak Kürtleri temsil etmeyen terör sempatizanı, emperyalist devletlere sırnaşan insan müsveddeleri ile ne pahasına olursa olsun masaya oturulamaz.
Bu insanlarla masaya oturulmaz, çünkü silahlı mücadele ile yıldırıp masaya oturmak istiyorlar.
‘Sanat’ adı altında bu insanlarla beraber bölücülük yapanlar, ya büyük bir gaflet içerisindesiniz ya da ihanet.
İlk konumuz olan milliyetçilikte hatırlarsanız biyolojik ırk kavramının önemsiz olduğundan bahsetmiştik. Buna yine konumuzla alakalı bir örnek vererek devam edelim.
Bu sayfanın özgün görseli

bir örnek
Geçtiğimiz günlerde ölen Sırrı Süreyya, Türkmen kökenli bir ailenin oğludur. Yani aslında köken olarak Kürt olmadığını biliyoruz bunu kendisi de zaman zaman ifade etmişti.
sırrı
Fakat kimse de çıkıp “Bu adam barış/çözüm sürecini yürütmesin çünkü bu adam aslında Türk’tür.” ya da “Bu adam bölücü değil çünkü aslında Türk kökenli.” demedi.
Çünkü bir kişinin hangi milletten olduğu o kişinin genlerinde değil kültüründe ve hislerindedir.
Ne Mutlu Türk’üm Diyene
En sağlıklı milliyetçilik aidiyet üzerine olan milliyetçiliktir.
Milliyetçiliği genlere ve DNA'lara indirgersek, zamanla milliyetçilik fikri, DNA’nın kaçınılmaz karışımı nedeniyle terk edilecektir.
Bu sayfanın özgün görseli

KATİL DEVLETLERİN UŞAKLARIYLA MASAYA OTURANLAR O DEVLETLERE HİZMET ETMİYOR MUDUR? ÜZERİNDE DURDUĞUMUZ YOLU İŞARET EDEN, BU YOLU GÖSTEREN KİM VARSA ‘HİZBULLAH ÖLDÜRDÜ’ DENİLEREK ÜSTÜ ÖRTÜLDÜ.
DEVRAN DÖNER DEMEYECEĞİZ, DEVRANI DÖNDÜRECEĞİZ. ÖZVERİYLE, YILMAZ İRADEMİZLE...
NE MUTLU TÜRK’ÜM DİYENE!
BARIS NAMLUDA
Bu sayfanın özgün görseli
