3DCBH Arşiv artık 3DCBH'den de erişilebilir.

Erdoğan ve Fetullah Gülen (Vatandaştan Gelen Dosya)

Açıklamayı oku
cumhurbaşkanı recep tayip erdoğan'ın fetullah gülen'le 2016 öncesi ilişkisi

Birinci görsel, 14 Haziran 2012 tarihindeki 10. Türkçe Olimpiyatları kapanışında dönemin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından yapılan konuşmayı aktarmaktadır. Metne göre Erdoğan, isim vermeden doğrudan Fethullah Gülen’e Türkiye'ye dönmesi yönünde çağrıda bulunmuştur. Külevî yapının organizasyonunda konuşan Erdoğan, "Bu sıla hasreti bitmelidir. Bitsin istiyoruz... Öyleyse bitsin bu hasret diyelim" ifadelerini kullanarak, o dönemde yürütmenin cemaat liderine yönelik davetini ve siyasi desteğini açıkça ilan etmiştir. Bu beyan, iki yapı arasındaki ilişkilerin kurumsallaştığı dönemin en somut örneklerinden biridir.
İkinci görsel, 17-25 Aralık 2013 operasyonlarının ardından yaşanan güç kırılmasını ve tarafların geçmişteki iş birliğine dair itiraflarını içermektedir. Erdoğan'ın Samsun mitinginde sarf ettiği "17 üniversite kurmak için geldiler, hepsini onadım. Okullar için yer istedi, verdik. Olimpiyat dediler, her türlü desteği verdik. Ne istediniz de vermedik?" şeklindeki sözleri, devlet bürokrasisinin ve imkanlarının geçmişte bu yapıya nasıl açıldığını tescil etmektedir. İlgili analitik metinde ise AK Parti döneminde kurulan 46 vakıf üniversitesinden 17'sinin doğrudan Gülen Hareketi'ne tahsis edildiği verisi paylaşılarak, cemaatin devlet desteğiyle ulaştığı ekonomik ve lojistik büyüklük vurgulanmaktadır.
Üçüncü görsel, ittifakın başlangıç safhasındaki pragmatik ve taktiksel temellerini ele almaktadır. İngilizce belgenin ilk bölümünde, AK Parti'nin 2002'de iktidara gelmesiyle birlikte, Nakşibendi kökenli ana kadro ile Gülen Hareketi'nin siyasi ve bürokratik çıkarlar doğrultusunda bir "taktik ittifak" (tactical alliance) kurduğu belirtilmektedir. Özellikle 2007 yılındaki askeri e-muhtıra süreci, ordunun her iki gruba yönelik olası bir tasfiye hareketinden çekinen bu iki yapıyı, ortak savunma refleksiyle birbirine daha fazla yaklaştırmıştır.
Dördüncü görsel, Eylül 2010 Anayasa Referandumu sonrasında devlet içindeki kadrolaşma paylaşımını ve ardından başlayan ilk sistemik çatlakları incelemektedir. Anayasa değişikliklerinin ardından Gülen sempatizanları yargı mekanizmalarında kritik pozisyonlar elde etmiştir. Belgeye göre, devlet içinde alternatif bir güç odağının yükselmesinden rahatsız olan Erdoğan, Haziran 2011 seçimleri öncesinde yaklaşık 60 ila 70 Gülen destekçisini milletvekili listelerinden tasfiye etmiştir. Bu hamle gizli bir gerilime yol açmış, ardından yürütülen idari reformlar, başta Milli Eğitim Bakanlığı olmak üzere cemaat kadrolarının bürokrasiden temizlenmesi veya rotasyona tabi tutulması için bir zemin olarak kullanılmıştır.
Beşinci görsel, 2002'de kurulan ve 2007'de derinleşen bu ortaklığın nihai çöküş nedenlerini analiz eden bir sonuç metnidir. İdeolojik olarak Kürt meselesi, İran ve İsrail gibi dış politika başlıklarında tarafların uyuşmadığı belirtilse de, ayrılığın temel nedeni "devlet aygıtının kontrolü üzerine yürütülen bir güç savaşı" olarak tanımlanmaktadır. Gülen Hareketi, AK Parti'nin iktidarda kalmasını sağlayan lojistik desteğin karşılığını alamadığını savunurken; Erdoğan ise cemaati ordu ve bürokrasi içindeki ortak düşmanlarını tasfiye etmek için kullanmış, bu süreç tamamlandıktan sonra ise yapının "devlet içinde devlet" olmasını engellemek amacıyla hamle yapmıştır.
Sonuç olarak, incelenen belgeler bütünsel bir çerçeveye oturtulduğunda; ideolojik olarak homojen olmayan bu iki yapının, askeri vesayete karşı ortak çıkarlar doğrultusunda pragmatik bir iş birliğine gittiğini göstermektedir. Süreç içerisinde eğitim, üniversiteler ve yargı üzerinden sağlanan imtiyazlar en üst seviyeye ulaşmış, ancak ortak rakiplerin devre dışı kalmasıyla birlikte devlet kadrolarının paylaşımı ve egemenlik mücadelesi kaçınılmaz bir güç savaşına ve kesin bir siyasi kopuşa zemin hazırlamıştır.

İngilizce Metinlerin Doğrudan Çevirisi


3. Görsel Çevirisi (BACKGROUND / ARKA PLAN):

ARKA PLAN: AK Parti 2002 seçimlerinde iktidarı kazandığında, bu yeni nüfuz pozisyonu, oldukça farklı geleneklerden gelen iki İslami hareketi taktiksel bir ittifakta bir araya getirdi: AK Parti'nin Nakşibendi ağırlıklı çekirdeği ve vaiz Fethullah Gülen'in hareketi. Dahası, 2007 cumhurbaşkanlığı seçimlerinden kısa bir süre önce yayınlanan askeri e-muhtıra, ordunun her iki gruba karşı da tüm gücüyle harekete geçmeye hazırlandığından korkan bu iki yapıyı birbirine daha da yakınlaştırdı.

4. Görsel Çevirisi:

Eylül 2010 anayasa değişiklikleri, Gülenistlerin yargı kurumlarında güçlenmesi sonucunu doğurdu. Bunun sebebi basitti: Milli Görüş hareketi, yüksek yargı makamlarını doldurmak için gerekli olan seküler eğitime sahip çok az takipçiye sahipti, çünkü üyeleri genellikle imam-hatip okullarında yetişmişti. Buna karşılık eğitim, Gülenistlerin her zaman en büyük kozu olmuştu. Belki de bunun bir sonucu olarak, hareketin büyüyen gücü, ülkedeki herhangi bir rakip güç odağını ortadan kaldırmaya kararlı olan Erdoğan'ı ürkütmüş görünüyordu. Böylece, Erdoğan Haziran 2011 seçimleri öncesinde parti listesini hazırlarken, tahmini 60 veya 70 Gülen destekçisinden çok azı yerinde bırakıldı. Bu durum o dönemde basına çok fazla yansımasa da, Gülen hareketi içinde ciddi bir hoşnutsuzluğa yol açtı. Bu sırada, AK Parti hükümetinin giriştiği kamu yönetiminin toptan reformu, devlet bürokrasisindeki —özellikle hareketin kalbi sayılan Milli Eğitim Bakanlığı'ndaki— birçok Gülenisti görevden almak veya yerini değiştirmek için bir bahane olarak kullanıldı.

5. Görsel Çevirisi (CONCLUSIONS / SONUÇLAR):

SONUÇLAR: AK Parti ve Gülen hareketinin artık yollarını ayırdığı; 2002'de başlayan ve 2007'de iyice derinleşen taktiksel ittifakın tamamen paramparça olduğu açıktır. Ayrılığın önemli bir nedeni ideolojik unsurlardır: İki grubun Kürt meselesi, İran ve İsrail gibi temel konulardaki görüşleri genellikle birbiriyle uyuşmamaktadır. Ancak nihai analizde bu, Türk devletinin kontrolü için yapılan bir başka güç savaşıdır. Gülenistler, onların desteği olmasaydı Erdoğan ve AK Parti'nin bugün iktidarda olamayacağını düşünerek, verdikleri destek karşılığında uygun bir karşılık almadıklarını hissetmektedirler. Aksine Erdoğan, Gülen hareketinin devlet kurumları içindeki gücünün genişlemesine son vermeye karar verdi; çünkü bu güç hem AK Parti'nin kendisini ele geçirmekle tehdit ediyor ve devlet içinde bir devlet haline geliyordu, hem de Erdoğan, Gülenistleri ortak düşmanlarını yok etmek için kullandıktan sonra artık bunu yapabilecek güce erişmişti.

Açıklama
2. Görsel
2. Görsel
3. Görsel
3. Görsel
1. Görsel
1. Görsel
4. Görsel
4. Görsel
5. Görsel
5. Görsel