Kadir Mısıroğlu, Enver Paşa'nın Sultan Vahdettin'e bir mektup ile "Mustafa Kemal'i Anadolu'ya göndermeyin" dediğini iddia eder. Fakat böyle bir mektup tamamen yalandır. Bu konuda önemli tarihçilerden olan Murat Bardakçı ve Turgut Özakman şunları der: Turgut Özakman…
Açıklamanın tamamını gör
Kadir Mısıroğlu, Enver Paşa'nın Sultan Vahdettin'e bir mektup ile "Mustafa Kemal'i Anadolu'ya göndermeyin" dediğini iddia eder. Fakat böyle bir mektup tamamen yalandır. Bu konuda önemli tarihçilerden olan Murat Bardakçı ve Turgut Özakman şunları der:
Turgut Özakman:
K.Mısıroğlu'nun, uydurma olduğu her kelimesinden anlaşılan böyle bir sahte belgeyi, gerçek bir belge diye yayımlaması da gösteriyor ki o dönem hakkındaki kültürü, baklava yufkası kadar ince. Öyle olmasa, görür görmez sahteliğini anlar, ayıplanacağından çekinerek yayımlamaktan kaçınırdı.
(1) Sahte mektup, Osmanoğulları'nın Dramı adlı kitabın 85. sayfasında yayımlanmıştır. Şevket Süreyya Aydemir'in Enver Paşa adlı kitabının 3. cildinin 530'uncu sayfasında da, Enver Paşa'nın yazdığı gerçek bir mektubun klişesi yer alıyor. ikisi arasındaki farkı anlamak için eski yazı bilmeye gerek bile yok, üstünkörü bir biçimsel karşılaştırma yeterli.
(2) Mektubun tarihi yok. Ayrıca, açık bir mektuba, şifre anahtarı yazılmaz.
(3) Bir Padişaha, oğlu bile 'sebeb-i hayatımız', 'babamız' filan diye laubalice hitap edemez.
(4) Enver Paşa, birkaç arkadaşıyla birlikte, 1-3 Kasım 1918 arasında, Türkiye'yi terk etmiştir. M. Kemal ise o tarihte, Yıldırım Ordular Grubu Komutanı olarak daha Adana'da. Yani Anadolu'ya atanması olasılığı ufukta bile görünmüyor.
(5) Diyelim ki Enver Paşa bu mektubu daha sonra, yurt dışından yolladı: M. Kemal'in atandığı 29 Nisan 1919 ile İstanbul'dan ayrıldığı 16 Mayıs 1919 tarihleri arasında Enver Paşa yolda, Almanya'dan Moskova'ya gitmek için çırpınıp durmaktadır. Üç defa uçak kazası geçirir, tutuklanır, kaçırılır, Riga'da hapse girer vb. O kargaşalıkta, bu bilgiyi kimden alacak, bu mektubu nasıl ve neden yazacak, nasıl yollayacak? Üstelik, yanında Harbiye Nezareti başlıklı kağıt ne arıyor? Velhasıl sahte olduğu paçalarından Akan bir uyduruk belge.
(6) Zaten yazının içeriği de bütünüyle deli saçması.
Vahidettincilerin bilgi düzeylerine bakınız ki bazıları , bu sahte mektubu, sahici bir belgeymiş gibi kabul edip okuyucularına sunuyor, yorumlar yapıyorlar, velhasıl bilgisizliğin sefasını sürüyorlar: V. Vakkasoğlu, Bu Vatanı Terk Edenler, s.49; H. H. Ceylan, Büyük Oyun, 1 .C., s.48; A.Dilipak, CG Yol, s. 142.
GRYT Ansiklopedisi, sahte mektubu yayınlamakla birlikte, "Şifre numarası bulunan fakat tarihi bulunmayan bu vesikanın orijinalliği tartışılabilir." demiş. (1 .C., s.1 68) Eh, milimetrik de olsa, bu da bir gelişmedir.
-Turgut Özakman, Vahidettin, M. Kemal ve Milli Mücadele (Bilgi Yayınevi, 1997), ss. 247-248.
Murat Bardakçı:
Eski resmî yazışma üslûbuna az da olsa âşina bulunanlar, Harbiye Nezareti antetli bir kâğıda yazılı bu mektubun son derece beceriksizce hazırlanmış düzmece bir vesika olduğunu daha ilk bakışta anlayacaklardır.
Bir padişaha Velinimetimiz, sebeb-i hayatımız, babamız, padişahımız, efendimiz" sözleriyle mektupla bile olsa hitap edilemeyeceği bir yana, Sultan Vahideddin’den nefreti herkesçe bilinen Enver Paşa’nın ona karşı bu sıfatları kullanmasına zaten imkân yoktur. Kaldı ki böylesine bir mahalle dedikodusu üslûbuna o devrin gayrıresmî mektuplarında bile rastlanamaz. Bu düzmece belgeyi hazırlayan her kimse, hızını alamadığından olacak, metnin altına mektubun şifreyle gönderildiği havasını verebilmek için şifre kelimesini yazmış, hemen yanına Enver Paşa’nın imzasını takliden birşeyler çiziktirmiş, şifreli mektubun şifre kaleminde çözüldükten sonra muhatabına ulaştırılacağını, dolayısıyla bir başkasının el yazısıyla olacağını ve yazanın imzasını taşımasına imkân bulunmadığını hatırına getirmemiştir.
O sıralarda Türkiye dışında olan ve izini kaybettirmeye çalışan Enver Paşa’nın Harbiye Nezareti vasıtasıyla böyle bir mektup göndermesine imkân bulunup bulunmadığını, üslûptaki komikliği ve diğer şeklî şartlardaki meselâ tarih ve şifre sistemindeki acemiliklerin tesbitini bir yana bırakıyorum...
Tarih yazdıklarını iddia edenler böylesine beceriksizce hazırlanmış düzmece bir belgeyi tantanalı iddialarına dayanak yapıyorlar... İşin komik ve acı olana tarafı, işte burada...
-Murat Bardakçı, Şahbaba (Pan Yayıncılık, 1998), s. 628.